|
Bir küçük çocuk ile babası birlikte kolayca kerpiçten bir evi yapabilir. Ülkemizde yaklaşık 5 milyon kişi, dünya nüfusunun da yaklaşık üçte biri kerpiçten evlerde oturuyor…
Bazı şeyleri anlamak gerçekten çok güç oluyor. Hatırlıyorum da bir akraba meclisinde söz nasıl olduysa epeyce bir dolanıp Türkiye’de yaşayan Ermeni ve Rumlara gelmişti. Ben genellikle bu tür sohbetlere katılmamayı tercih ettiğimden çayımı yudumlamakta ve Akdeniz mutfağının tadını çıkartmaktaydım ki Dengir Mir Mehmet Bey’inkilerden bile daha iddialı sosyolojik bir tespiti hayretler içinde işitiverdim. Uzak hısımlarımdan bir tanesi memleketimizde “hiç Ermeni, Rum ve Yahudinin yaşamadığını, bunun bazı görevlendirilmiş tarihçilerin uydurması olduğunu” hönkürdü. O yıllarda henüz Kürt’lerin dağda yürürkene ayaklarının altından ha boyle “kırt, kırt” diye sesler geldiğini, Dünya üzerinde başka hiç kimselerin de benzeri sesleri çıkartamadığını bilmiyorduk. Bu tarihsel gerçekleri çok sonraları büyüklerimizden öğrenecektik. Ben biraz soğukkanlı bir adamımdır, kolay sinirlenip köpürmem, yine kendimi nasıl tutmayı başardım bilmiyorum. Çayımı sehbanın üzerine koydum. Şöyle heykele tüküren Melih Sultan gibi yerimden doğruldum.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (4) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 194 | Yazdır | e-Posta | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
Atatürk ve Ulusal Egemenlik |
“Milli egemenlik” diğer bir deyişle “ulusal egemenlik kavramı genelde devlet olguları için kullanılmıştır. Kuşkusuz bir devlet olgusundan söz edebilmemiz için bazı temel öğelerin bir arada bulunması zorunlu ve gereklidir. Klasik görüşlere göre bir devlet : 1 Ülke, 2 İnsan topluluğu, 3 O topluluk içinden çıkan egemenlik, 4 Uluslararası Platformda devletin meşrutiyetinin (geçerliliğinin) tanınması, öge ve olgularından oluşur. “Milli” sözcüğü Arapça millet kökünden gelir. Kapsamı, konusu veya varlığı bir millete, başka bir tanımla bir ulusa ait olan demektir. Millet yani ulus ise aynı topraklar üzerinde yaşayan tarih, köken, dil, kültür, gelenek ve görenek ortaklığı olan insanların oluşturduğu toplumsal bir bütünlüktür (1). “Egemenlik” sözcüğü ise eski dönemler Türkçesinde “ige” kökünden gelir. Sahiplik, sahip olma, ıs demektir. Bugün devlet olgusu içinde kullandığımız anlamda yönetimin hiçbir kısıtlama ve engelleme olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan ve bundan türemiş olarak “egemenlik” buyruğunu yürütme, sahipliğini sürdürme anlamına gelir (2) Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (7) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 329 | Yazdır | e-Posta | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
|