| Türban Bireysel Özgürlük Değildir? |
|
Günümüzde bireysel bir özgürlük sorunu gibi gündeme gelen türban sorununun aslında A.B.D’ nin dünyada uyguladığı siyasetin bir parçası olduğunu aşağıda açıklayacağım. Soğuk savaş yıllarında A.B.D’ nin düşmanı komünizmdi. Türkiye’de saflar hemen sağ- sol olarak belirlendi. Sol görüşlü olanlar, A.B.D’ nin emperyalizmine karşı mücadele ederken, sağ görüşlü olanlarda buna karşı olarak komünizme karşı ülkelerini savunduklarını düşünüyorlardı. A.B.D, düşmanlarıyla savaşını kendi askerlerine yaptırmaktansa, egemenliği altına aldığı ülkenin vatandaşlarına yaptırıyordu. Üstelik bu ülkelerin insanları bu savaşı kendi ülkeleri için yaptıklarını sanıyordu. Ama bu savaş aslında tek bir amaca hizmet ediyordu; A.B.D’ ye. Türkiye’ de sol görüşün hakim olma ihtimali üzerine 12 Eylül darbesiyle “Bizim Çocuklar” bu tehlikeyi bertaraf ediyordu. Daha sonra komünizm tehlikesi ortadan kalkınca bu kez ülkeleri parçalamak için etnik kimlikler gündeme geldi. Yıllarca kardeş yaşamış ulusları birbirine düşürmek gerekiyordu. Bunun için “Yaşasın halkların özgürlüğü” gibi sloganlar en vurucularıydı. Etnik kimlikler kardeşçe yaşarken bir anda her ne hikmetse A.B.D’ nin politikasına paralel olarak, etnik kimliklerin ruhuna birden özgürlük ateşi düşüyordu. Avrupa’ nın göbeğinde kan akarken, Türkiye’ de de PKK terörü başlıyordu. Yüzyıllardan sonra Kürtlerin aklına özgürlük geliveriyordu. Ancak 25 yıl sonra bunun önceden planlandığı ve Irak’ ın parçalanması için kullanılacağı anlaşılıyordu. Irak tahmin edilenden kolay parçalanınca aslında kendiliğinden dağıtılacak olan PKK’ nın işlevini sonlandırmak için bu kez İran’a karşı Türkiye’ den bir çok imtiyaz alınıyordu. (Bunu ileride daha iyi anlayacağız) 11 Eylül A.B.D’ nin islamiyete karşı bu tutumu karşısında Türkiye’ de bu kez saflar laik-anti laik eksenine oturuveriyordu. Yani A.B.D’ nin politik izdüşümü aynen Türkiye’ de uygulanıyordu. Komünizme karşı sağ-sol çatışması yaptırıldığı gibi, islama karşı laik-anti laik çatışması devreye alınıyordu bu kez. Bu çatışmayı körükleyecek en önemli sloganda bulunmuştu. “Türban, kişisel bir özgürlüktür.” Oysa bu gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü bu yine A.B.D tarafından yıllar önce siyasi bir simge halinde hazırlanmış, yavaş yavaş şartları oluşturulmuştu. Türban bireysel bir özgürlük olsaydı, neden A.B.D’ nin politikalarına bağlı olarak gündeme geliyordu. Bireysel bir hak olduğu gerçeği 1930,1940, 1950, 1960,1970, 1980 ve hatta İnsanlar bu sayede işsiz olduklarını, sigortasız çalıştırıldıklarını, üniversiteli işsizleri, düşük ücreti v.b bir kenara bırakmışlardı. Türkiye’ de komünizme karşı sağ-sol çatışmasının kullanılması gibi bugünde islamiyete karşı türbanlılar-türbansızlar ayırımının kullanılması çok doğaldır. Bu çatışmayı çıkarabilmek için, Türkiye’ yi ümmet toplumundan ulus toplumuna geçirebilmiş olan Atatürk’ ün de nasibini alması çok doğaldı. Bu nedenle, kıçına Amerikan kotu giyip, MC Donald’ tan hamburger yiyip, yabancı arabaya binip, başka ülkelerin cep telefonlarına ve arabalarına esir olmuş bir toplum için Resmi Kurumlarda Atatürk’ ün resminin bulunması çok kötü bir durumdu. Hatta mahallede konuştuğum türbanı demokrasi adına savunan bir arkadaşa göre paranın üstünde “Atatürk’ ün resminin olması” faşizmin örneğiydi. Anlaşılan A.B.D, dünyadaki tüm ideolojileri yıkarken Kemalizmi yıkamamış olmanın ezikliğini son zamanda hissettiği için, onun en temel taşıi olan “Laiklik” ve “yüce önder” kimliğini yok etmek gerektiğini anlamıştı. Çünkü Kemalizm, emperyalizmin sevmediği fakirlikle ve cehaletle mücadeleyi esas aldığı için hedef haline gelmiştir. Cehalet ve fakirliği yenmiş bir toplum A.B.D’ nin kapsında kul köle olup onun politikalarının uşağı olamayacağı için tehlikelidir. A.B.D yine yapacağını yapmış, bireysel özgürlük ve demokrasi adına, Türkiye’ nin vatandaşlarına yüce önderlerinin resminin paranın üstünde olmasını faşizm olarak gösterme başarısını göstermişti. Faşizmin ve işkencenin en insanlık dışı uygulamalarını Irak’ ta uygulayan A.B.D aleyhine bir cümle bile sarfedemeyenler, sıra türbana ve Atatürk’ e gelince adeta otomatik şekilde harekete geçmektedir. İşte açıkladığım bu nedenlerle türban sorunu ülkemize özgü bireysel özgürlük sorunu olmayıp, A.B.D’ nin küresel politikalarının bir izdüşümüdür. Bu sorun sayesinde ortaya çıkacak çatışma sadece A.B.D nin işine yarayacaktır. Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 486 | Yazdır | e-Posta
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| İçerik Ekle |
| Nutuk |
| Derbent Görselleri |
| Atatürk Takvimi |
| Derbent Kaymakamlığı |
| Satranç Oyna |
| İletişim |
| Konuk Defteri |
| Site Haritası |
| Bugün | 89 |
| Dün | 219 |
| Haftalık | 308 |
| Aylık | 308 |
| Toplam | 26721 |
| DAĞCI | |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |