Etiket:arısütü

Arıcılığa başlamanın birinci aşaması, arıcılık ile ilgili temel teorik bilgileri öğrenmektir. Bu bilgileri kitaplardan, dergilerden, internet ortamından ya da ilgili kurumların yayınlarından edinebiliriz. Arıcılığın ikinci aşaması ise arı korkusunu yenerek pratik uygulamalara başlamaktır.

Arıcılık diğer hayvan yetiştiriciliklerinden farklı olarak, teknik bilginin yanında bu işe karşı büyük bir merak ve sevgi duygusunu da gerektirir. Arıcı zamanla "arı dilini" öğrenir ve arı ile arasında özel bir iletişim oluşur.

Arıcılığa başlayanları başarızlığa sürükleyen en büyük faktör, kulaktan dolma bilgilere itibar etmeleridir. Bu yüzden çevremizde başarılı bir şekilde modern arıcılık yapan kişilerle tanışıp gerekli başlangıç bilgilerini öğrenmek en sağlıklı yoldur. özellikle geleneksel olarak atadan dededen kalma usullerle arıcılık yapan, ki kovanları modern bile olsa, arıcılığı belli bir aşamadan öteye geçirememiş kişilerin söylediklerini çok dikkate almamak gerekir.

Başarılı olmak isteyen arıcı sürekli araştırmalı ve arıcılıkla ilgili yeni yeni oluşturulmuş teknikleri öğrenmeye çalışmalıdır. Sabırlı olan ve kendini sürekli geliştiren bir arıcının başarılı olmaması için hiçbir sebep yoktur.

Arıcılığa pratik olarak satınaldığımız boş bir kovana oğul koydurarak, arazide bulduğumuz sahipsiz bir arıyı alarak ya da arılı bir kovanı satın alarak başlayabiliriz.

Ama en iyi başlama yöntemi, arısı güçlü, anası genç bir kovan alarak başlamaktır. Hatta alacağımız kovanlar standartlara uygun, ve içindeki arının cinsi de belli olursa, bu en iyi başlama yöntemidir.

Arıcılığa en fazla 3 kovanla başlamalı, tekniklerini öğrendikten sonra kovan sayısını zamanla çoğaltmalıdır.

Arıcının ilk öğrenmesi gereken şey hiç kuşkusuz arılığa girerken dikkat edilmesi gereken kurallardır. Arıcılığı emniyet içinde yapabilmek için özellikle arıları kızdıran davranışların neler olduğunu bilmek ve önlemlerini almak gerekir.

İkinci öğrenilmesi gereken şey, arı kovanının açılması ve çerçevelerin kontrol edilme yöntemleridir. Arıcı bir çerçeveye baktığında, hangi hücrenin yavru, hangisinin bal, hangisinin polen içerdiğini anlayabilmelidir. Hastalık durumunun farkına varabilmelidir.

Bu arada dişi arı, erkek arı ve ana arıyı ilk bakışta tanıyabilme becerisi kazanılmalıdır.

Zaman içinde kovan içindeki çeşitli problemlerin neler olabileceği ve bunların önlenmesi yöntemleri öğrenilmelidir.

Arıları gerektiğinde besleme ve dönem sonunda ürünleri hasat edip, arılığa kışlatma pozisyonuna getirme yöntemleri de zaman içinde öğrenilmesi gereken konulardır.

Kovanların geçici ya da sürekli olarak bulundurulduğu yerler arılık olarak adlandırılır. Arılık kurulacak yerin seçimi verimlilik açısından çok önemlidir. Arıların uçuş mesafesi göz önünde bulundurularak arılık kurulurken dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

- Arılık çevresi nektar sağlayan bitkiler açısından zengin olmalıdır. Arılık mümkün olduğunca nektar kaynaklarına yakın konumlandırılmalıdır.
- Arılık yoğun rüzgar almamalıdır, rüzgar doğrudan kovan giriş deliklerine vurmamalıdır.
- Arılığa yakın yerde temiz su kaynakları bulunmalı eğer doğal kaynak yoksa arıcı mutlaka arıların su ihtiyacını giderecek önlemleri almalıdır.
- Arılık aşırı yağmur durumunda sel oluşabilecek arazi yapılarına kurulmamalıdır. Ani bir yağmur bütün emeklerimizi alır götürür.
- Aşırı zirai mücadele yapılan ve tarımsal ilaçlarla kirlenmiş arazilerden uzak durulmalıdır.
- özellikle kurak yaz aylarında yangın riskinin yüksek olduğu yerlere arılık kurulmamalıdır.
- Arılık yerleşim yerlerine uzaklık dikkate alınarak kurulmalı, insanların rahatsız olabileceği unutulmamalıdır.
- Fabrika yakınları, sanayi bölgeleri, trafiğin olduğu karayolu kenarı gibi alanlar arıcılık için uygun değildir.
- Yüksek gerilim hatlarının altına arılık kurulmamalıdır.

Arılıklar açık arılık, kapalı arılık ya da seyyar arılık şeklinde düzenlenebilir.

Açık arılık isminden de anlaşılacağı gibi uygun açık arazi üzerinde kurulan arılıklardır. Kovanlar yerden 30-40 cm yükseklikte sehpalar üzerine konur, kapak ve kenarlardan içeriye su sızdırmaları engellenecek şekilde imal edilirse, arılar açık araziye dizilmiş kovanlarda yaz kış sağlıklı olarak yaşar.

Kapalı arılık sisteminde, kovanlar uçuş delikleri dışarıya bakacak şekilde özel yapılmış binaların içinde bulundurulur. Mevsim şartlarının olumsuz geçtiği yerlerde bu tür arılıklar bir takım avantajlar sağlayabilir. Yağmur, kar ve güneşten korunma, hırsızlığa karşı emniyet gibi konularda açık arılıklara göre avantaj sağlar. Fakat arıcılığa yapılan yatırım maliyetini yükseltir. Sıkışık yerleşimden dolayı yağmacılık ve hastalıkların koloniler arasında çabuk bulaşması gibi dezavantajları vardır.


Seyyar arıcılık sisteminde ise, arı kovanları tekerlekli bir aracın üstüne monte edilir. Bu eski bir kamyon, otobüs ya da büyükçe bir römork olabilir. Bu sayede kovanlar her an nektar kaynaklarına yakın yerlere zahmetsizce taşınır. Bu tür arılık uygulaması henüz ülkemizde gelişmemiştir. Taşımalı arıcılık daha çok balkan ülkelerinde uygulanan bir sistemdir

Kovanların Yerleşim Düzeni

Kovanların yerleşimi uçuştan dönen arıların kendi kovanlarını şaşırmalarını önleyecek şekilde düzenlenmelidir. Arıların kovanlarını şaşırmaları yağmacılığı teşvik eder, hastalıkların yayılmasına neden olur, arılıkta gereksiz bir stres oluşmasına yol açar.

Kovanlar yanyana tek hat üzerinde dizilecekse, her kovan arasında 1 metre,  sıralar arasında ise en az 2.5-3 metre mesafe bulunmalıdır.

Kovan aralarındaki mesafe 1 metreden az bırakılmak zorunda kalınıyorsa, arıların kovanlarını bulmalarını kolaylaştırmak için uçuş tahtaları değişik renklerde boyanmalı ya da ayırt edici işaretler konulmalıdır.

Arıların   uçuşa erken çıkmalarını sağlamak için kovan giriş deliklerinin güney doğu istikametine bakacak şekilde yerleştirilmeleri tercih edilir.
Arı kovanları tek hat üzerinde uzun sıralar halinde yanyana dizildiğinde, arıların kovan şaşırmaları yüzünden sıranın başındaki kovanlar sıranın merkezindeki kovanlara göre daha güçlü olur. Araziden dönen ve acil iniş ihtiyacında bulunan arı kendi kovanını kolaylıkla bulamazsa sıra başlarındaki kovanlara girmeyi tercih eder.


Bu problemi engellemek için kovanlar değişik şekillerde yerleştirilebilir. At nalı şeklinde ya da "S" şeklinde giriş deliklerinin farklı yönlere baktığı yerleşim şekilleri uygulanabilir.
Bir arılıkta 200 kovandan daha fazla arı bulundurmamaya dikkat etmelidir.

 

Arıcılık yapılış şekline ve arıcılık bilgisine göre 2 kısımda incelenebilir. Yüzyıllardan beri nesilden nesile aktarılan klasik bilgi ve geleneksel yöntemlerle yapılan arıcılık, geleneksel arıcılık olarak adlandırılır. 1850'li yıllarda oynar çerçeveli kovanların keşfedilmesi ile başlayan ve bilimsel gelişmelere göre uygulama bilgisinin sürekli yenilendiği arıcılık türüne ise modern arıcılık denir.

Geleneksel Arıcılık

Yüzyıllardan  beri nesilden nesile aktarılan klasik bilgi ve geleneksel yöntemlerle yapılan arıcılık çeşididir. Yurdumuzda 'Karakovan' tabir edilen kovanlarda yapılır. Bu kovanlar yöreden yöreye çok değişken özellikler gösterir. Tahtadan sandık gibi yapılan çeşitleri olduğu gibi, sazdan, samandan, kamıştan, hasırdan sepet şeklinde örülerek çamur ve hayvan dışkısıyla sıvananları da vardır.



Geleneksel sistemde herşey doğal olarak seyreder. Arı kolonileri arıcının denetimi altında değildir. Arıcının yapabileceği tek şey kovanları dış etkenlerden korumaktır. Petekleri dışarı alarak kontrol etmek mümkün değildir.

Bu sistemde  hastalıkları teşhis edip ilaçlama yapmak, kovan içi problemlere müdahale etmek, ana arıyı daha verimli bir ana arıyla değiştirmek, oğul engelleme çalışmaları yapmak gibi uygulamalar çok zordur. Bal verimi düşüktür ve ayrıca balhasadı da oldukça sıkıntılıdır.

Avrupa ve Amerika'da bu tür kovanların büyük arılıklara yakın yerlerde bulundurulmaları, hastalık taşıyıcı olmaları nedeniyle yasaklanmıştır.



Geleneksel sistemin tek avantajı üretimde yapay hiçbirşey olmayışı, petek ve balın tamamen doğal özelliklere sahip olmasıdır. Bu yüzden geleneksel yöntemlerle üretilen ballar pazarda, modern yöntemlerle üretilen ballara nazaran daha çok tercih edilir.

Modern Arıcılık

Modern arıcılık 1850'li yıllarda oynar çerçeveli kovanların keşfedilmesiyle başlayan ve bilimsel gelişmelere göre teknik bilginin sürekli yenilendiği arıcılık şeklidir. Modern sistemi uygulama olarak geleneksel sistemden ayıran 3 tane temel özellik vardır. Çerçeve, hazır petek ve balı bu peteklerden sızdırmaya yarayan bal süzme makinesi.

Modern arıcılık sisteminde, arılıktaki bütün kovanların aynı büyüklükte olması ve çerçevelerin rahatlıkla çıkartılabilmesi güçlü kovanlardan zayıf kovanlara güç takviyesi yapılmasına olanak sağlar.

Balarısı 1 kilo balmumu yapabilmek için yaklaşık 10 kilo bal ve çok yoğun bir emek harcar. Hazır petek arının işini çok kolaylaştırır. Arı çerçeveye takılmış hazır peteği kısa zamanda kabartır, ve petek gözlerine bal depolamaya başlar. Böylece arı çok zahmetli olan peteğin temelini oluşturma işleminden kurtulmuş olur ve zamanının büyük kısmını bal depolamaya harcar.

Ayrıca bal süzme makinesinde balı boşaltılan petekler arılar tarafından tekrar tekrar kullanılabilir.

Modern sistemin geleneksel sistemlere avantajlarını şöyle sıralayabiliriz:

1) Yapay petek kullanıldığı için arı performansını bal depolamaya harcar ve böylece bal üretimi çok daha fazla olur.

2) Bal hasadı çok kolaydır.

3) Kovanlar rahatlıkla açılıp problem ve hastalıklar tesbit edilebilir.

4) Irk ıslahı için anaarı değiştirilebilir.

5) Zayıf kovanlar rahatlıkla birleştirilebilir.

6) Oğul verdirmek veya verdirmemek arıcının kontrolündedir.

7) Suni oğullar almak mümkündür.

8) Arı kolonisi rahatlıkla başka bir kovana alınabilir.

9) Polen, arızehiri, arı sütü gibi diğer arı ürünleri rahatlıkla alınabilir.

10) Arıcılık alanındaki yeni gelişmeler ve yeni teknikler kolaylıkla uygulanabilir.

11) Balın kıt olduğu senelerde arıların kış ve ilkbaharda sönmelerinin önüne geçmek modern kovanlarda çok kolaydır. Sonbaharda vereceğimiz 3-5 kilo şeker şerbeti o koloninin kışı rahatlıkla geçirmesine yeter.

Modern sistemin tek dezavantajı, yapay petek imalatında kullanılan maddeler konusunda duyulan kuşkudur. özellikle bu konuda standartların konulmadığı ve kontrollerin zayıf olduğu ülkemizde bu durum vatandaşlar arasında bir kuşkuya yol açmaktadır. Bu kuşkudan kurtulmanın yolu ise satınalınan yapay petekli balın ortasındaki yapay peteği yememektir.

Modern arıcılık sabit arıcılık ya da gezginci arıcılık şeklinde yapılabilir.

Sabit arıcılıkta kovanlar sürekli aynı yerde durur. ürün verimi çevrenin florası ile sınırlıdır.

Gezginci arıcılıkta ise flora takibi yapılır. Arılar  nektar akımı olan yerlere taşınır. Dört mevsimin aynı anda yaşandığı ülkemiz gezginci arıcılık için çok uygun bir coğrafya ve iklime sahiptir.

 

Modern tarımın önemli dallarından biri olarak kabul edilen arıcılığı, yurdumuzun hemen heryerinde başarıyla yapmak mümkündür. Yaşadığımız coğrafyanın iklimi ve bitki örtüsü özellikleri, arıcılıktan verimi yüksek sonuçlar alınmasına olanak sağlayacak niteliktedir. Arıcılık az bir sermaye ve emekle yapılmaya çok uygun bir uğraştır. İsteyen herkes evinin bahçesinde 2-3 kovana bakabileceği gibi, işe ticari boyut katıp bu sayıyı rahatlıkla 20-30 kovana çıkartabilir. Bu özelliğinden dolayı, bir ailenin geçimini sağlayan ana uğraş olabileceği gibi, diğer işlerin yanında ek gelir sağlayan yardımcı bir faaliyet olarak da rahatlıkla yapılabilir.

Arıdan elde edilen bal, balmumu, polen ve diğer ürünler ülke ekonomisine önemli girdiler sağlar. Bu ürünlerin besin olarak tüketilmesinin sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme konusuna olan katkıları da herkesçe bilinir. Arıcılığın tarım açısından en büyük önemi ise, bitkilerin tozlaşmasında oynadığı roldür. Polen toplamak için çiçekten çiçeğe gezen arı, bitkilerin doğal yoldan döllenmesine yardımcı olur.

Dünyada gıda olarak tüketilen maddelerin yaklaşık olarak yüzde 90'ı, 80 bitki türünden elde edilir.  Bu bitki türlerinden en az 60 tanesi arı tarafından döllenme gereksinimi duyar. Bu hesaba göre insan gıdasının üçte biri doğrudan veya dolaylı olarak arı tarafından tozlaşmaya ihtiyaç duyan bitkilerden oluşur.


Doğada yetişen binlerce çeşit çiçek tarafından salgılanan nektarlar arılar tarafından toplanmazsa ziyan olup gider. Arıcılık faaliyetiyle birlikte doğada kendiliğinden oluşan ve başka bir işe yaramayan nektar ekonomiye kazandırılır, insan istifadesine sunulur.

Bir arı kolonisi diğer tarımsal üretim dallarında olduğu gibi sürekli bakım istemez. En azından sabah akşam, yem, su, gübre vs istemez. Arılar bütün ihtiyacını doğadan karşılar. Belli dönemlerde birkaç saati alacak bir bakım işlemi, sağlıklı arı kolonilerine sahip olmak için yeter de artar bile.

Arıcılık diğer tarımsal faaliyetlere göre daha az yatırım gerektirir, daha az iş gücüne ihtiyaç duyar.

Kısa sürede üretime dönüşür, sabit araziye ihtiyaç duyulmaz arılık bir yerden başka bir yere kolaylıkla taşınabilir.

Arıcılığın çok önemli bir uğraş olduğu, bu işe gönül verenler tarafından sıklıkla vurgulansa da malesef ülkemizde bu alanla ilgili gerekli ve yeterli yatırımlar önemsenerek yapılmamaktadır. Bilindiği gibi bütün dünyada sentetik katkı maddeleri içermeyen doğal gıdalara karşı büyük bir ilgi oluşmaya başlamıştır. Arıcılık hiçbir teknolojik yatırım yapmaya gerek kalmadan kendiliğinden katkısız ve doğal gıda üreten bir sistemdir. Bu yüzden ekonomik değeri önümüzdeki yıllarda kendiliğinden artacaktır.

 

Balarısının yeryüzünde bulunuş zamanı modern insandan çok daha eski tarihlere dayanmaktadır. Bilimsel araştırmalara göre balarısının yaşı 25.000.000 yıl olarak tahmin edilmektedir. Modern insan Homosapiens'in yaşı ise yaklaşık olarak 100.000 yıldır.

İnsanoğlu yiyecek ihtiyacını doğadan toplayarak karşıladığı dönemde, balarısının doğal yuvalarından bal almayı öğrenmiştir.

Active Image

İspanya'nın  Bicorp Valencia kasabasında bulunan M.ö 7000 yıllarında yapıldığı tahmin edilen mağara resimlerinde arılarla çevrili bir kadın bal alırken görülmektedir.Active Image

İlk gezgin arıcılık M.ö 3000 yıllarında eski Mısır'da başlamıştır. Arıcılar arılarını Nil nehri üzerinde sallarla aşağı ve yukarı mısır arasında taşıyarak bal üretimlerini artırmıştır.

Active Image

Arıcılık insanlık tarihinden beri kutsal sayılan bir meslektir. Arı ve arı ürünlerine bütün dinlerde itibar gösterilmiştir. Bu işle uğraşanlara çeşitli toplumlarda din adamlarına benzer  ayrıcalıklar tanınmıştır.

Active Image

Eski Mısır Medeniyetinden günümüze kalan bir çok yazıtta arıcılığın o dönemlerde ne denli önemli bir uğraş olduğunu ortaya koyan resimler bulunmaktadır.

Active Image

Yine eski çağlarda Hindistan'da kayalara çizilmiş bal toplayan insan resimleri bulunmuştur.

İnsanların ağaç kovuklarındaki arı kolonilerini imha etmeden, içerisindeki balın bir kısmını alıp, arıların ihtiyacı olan balı bırakmalarıyla birlikte, gerçek anlamda arıcılık faaliyeti başlamış oldu.

Zamanla doğal ağaç kovuklarındaki arıların ürettiği balların miktarı yetersiz gelmeye başlayınca, oyulmuş ağaç kütüklerinden yapay arı yuvaları oluşturulmaya başlandı.

Tarihi süreç içinde insanlar yaşadıkları coğrafyanın kendilerine sundukları imkanlardan yararlanarak çeşitli tipte arı kovanları yapmaya başladılar.

Ortadoğu'nun sıcak ve ormansız bölgelerinde büyük çömlekler arı kovanı olarak kullanıldı.

Active Image

Diğer bölgelerde saman, hasır, kamış ya da ağaçtan yapılan çok değişik tipte ilkel arı kovanları yapıldı.

Active Image

Yukarıda 14. yüzyılda Bağdatlı tıp bilgini İbn-i Butlan'ın Takvim es-sıhha isimli ?ûifalı Bitkilerle ilgili yazmış olduğu kitapta bulunan arıcılık resimleri görülmektedir.

16. yüzyıla kadar arıcılık bilgisinde büyük gelişmeler olmamış, arıcılık nesilden nesile aktarılan geleneksel bir uğraş olarak sürmüştür.

16. yüzyılda bilim ve teknolojideki gelişmelerle birlikte, arıcılık bilgisinde de önemli gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır.

Bu dönemde arıcıların temel amacı, arılara zarar vermeden bal hasat etme yöntemlerini bulmaya çalışmak olmuştur. Bunun için bir çok  denemeler yapılmış ekipmanlar geliştirilmeye çalışılmıştır.

Kışa güçlü girmeleri için kolonileri birleştirmek, kolonileri verim artışı için yönlendirmeye çalışmak gibi uygulamalar yapılmaya uğraşılmıştır.

1550 yılında mikroskobun bulunmasıyla birlikte o zamana kadar görülemeyen mikroorganizmaların ve organların büyütülerek görülmesi sağlanmıştır.

1609 yılında İngiliz Charles Butter ana arının dişi olduğunu bulmuş, beyarı olarak değil kraliçe arı olarak isimlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

1771 yılında ana arıların erkek arılarla kovan dışında ve havada uçarken çiftleştikleri keşfedilmiştir.

1600-1800 yılları  arasında arıcılık konusunda bir çok araştırma ve geliştirme yapılmış, yeni yeni teknikler bulunmuştur. üstten açılabilen çerçeveli kovanlar kullanılmaya başlanmış fakat arıcılığın bütün problemlerini çözecek kovan tipleri geliştirilememiştir.

Arılar, kovan içerisindeki petekleri ya da çerçeveleri  kovan yan duvarlarına yapıştırdığı için, peteğe zarar vermeden koloni kontrolünün yapıldığı, tam anlamıyla kullanışlı bir çerçeve sistemi oluşturulamamıştır.

Active Image

Bu yıllar içerisinde Yunanistan'da farklı tipte sepet kovanlar kullanılmaya başlanmıştır. Klasik sepetlerin aksine, bu kovanlar altı dar üstü geniş şekilde yapılmıştır. Kovanın üst tarafında 3 cm genişliğinde çıtalar yanyana dizilmiş, arılar bu çıtalara petek örmeye başlamıştır. Kovan duvarlarının eğimli olması sayesinde arıların petekleri yan duvarlara yapıştırmadığı gözlenmiştir. Arıcılar bu sayede petekleri kovandan kolayca çıkartabilme olanağı bulmuştur. Bu sistem günümüzde de halen yaygın olarak kullanılmaya devam etmektedir.

1851 yılında Amerikalı Lorenzo Langstroth arı boşluğunu keşfederek, 6-9 mm arasındaki boşluklara arının petek örmediğini farketmiştir.

Lorenzo Langstroth'un çerçeve üst çıtası ile kapak arasında, çerçeve yan çıtaları ile kovan duvarı arasında bu boşlukları bıraktığında arıların buraları birleştirmediğini keşfetmesiyle birlikte, çerçevelerin kovan içerisinde kolayca hareket edebileceği kovan sistemleri geliştirilmiştir.

Active Image

1858 yılında ilk yapay petek arıcıların kullanımına sunulmuştur.

1865 yılında binbaşı Hruschka bal süzme makinesini keşfetmiştir.

1940'lı yıllarda yapay tohumlama tekniğinin uygulamaya başlanması ile birlikte ıslah ve genetik kaynakların korunması yönünde önemli gelişmeler sağlanmıştır.

 

ORGANİK ARICILIK NEDİR VE NASIL YAPILIR?

Organik arıcılık;doğada bulunan nektar,polen,su ve propolisin arılar

tarafından toplanarak çeşitli arı ürünlerine dönüştürülmeleri işleminde,üretimden tüketime kadar tüm aşamalarında suni beslenme ve kimyasal ilaçlama yapmadan,organik tarım alanlarında veya doğal yapısı bozulmamış florada her aşaması kontrollü ve sertifikalı yapılan arıcılık faaliyetlerine denir.

ARICLIKTA ORGANİK ÜRETİMİN ESASLARI

Arıcılık ürünlerinin organik üretim olarak nitelendirilmesi,

1. Kovanların özelliklerine

2. Çevre kalitesine

3. Arıcılık ürünlerinin özenle elde edilmesine

4. İşlenmesi ve depolanması koşullarına bağlıdır.

Organik arıcılıkta dikkate alınacak özellikler

Geçiş dönemi,Arıların orijini ,Arı kolonilerinin bulunduğu bölge,Beslenme,Hastalıklara karşı alınan tedbir ve mücadeleler,Arı yetiştiriciliğinde kullanılan materyallerin özellikleri .Konvansiyonel arcılıktan organik arıcılığa geçiş dönemi tarımsal üretim yapılan alanlarda geçiş süreci uygulanmaz

Konvansiyonel arıcılıktan organik arıcılıga geçiş süresi 1 yıldır. Başlangıç tarihi olarak uygun olmayan girdilerin son kullanma tarihleri dikkate alınır.Ayrıca geçiş süresinde elde edilen ürün organik ürün sayılmaz.

Geçiş döneminde kovandaki peteklerin değişmesi gerekmektedir.

Bu amaçla;

  • Ekolojik bal mumu kullanılmalıdır
  • Ekolojik olmayan bal mumu kullanılması durumunda kalıntı analizi yapılarak kalıntı olmadığının belgelenmesi gerekir

Arıların orjini;

Arı ırklarının seçiminde seçilecek tür çevreye uyumlu olmalıdır. Hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olmalıdır. Afis mellifera türleri ve ekotipleri tercih edilmelidir.

Arı kolonisi;

Organik olarak üretim yapılan işletmelerden suni oğul olarak yada konvansiyonel arıların organik petekli çerçevelere aktarma suretiyle elde edilir.

Ana arı ihtiyacı;

Suni tohumlama ile, konvansiyonel üretimden kolonilerin %10’una kadar alınarak kullanılabilir.

Ana arıların yenilenmesi esnasında eski ana arının öldürülmesine izin verilir.

Ana arıların kanatlarının kesilmesi kesinlikle yasaktır.

ORGANİK ARICILIK SAHASI

Asgari uçuş yarıçapı 3 km olmak koşuluyla 1 yıl önceden kontrol altına alınır.Kentmerkezleri,otoyollar,sanayibölgeleri,atıkmerkezleri,reaktörler, hidrolik ve termik enerji santralleri,maden işletmelerine 3 km uzakta yada daha fazla uzaklıkta olmalıdır.

Organik arıcılık sahası harita üzerinde belirtilerek yeri kaydedilir. Kovanların yerleştirildiği yerde,yeterli nektar,polen ve temiz su kaynağı bulunmalıdır. Organik arıcılık yapılacak alanda kimyasal mücadele yöntemleri kullanılmamalıdır. Karantina tedbirleri uygulanan alanlarda organik arıcılık yapılamaz.

ARILARIN BESLENMESİ

Organik arıcılıkta arıların beslenmesi,kendi kovanlarındaki balla olmalıdır. Ancak arıların yaşamı yapay beslenmeye bağlı olduğu durumlarda organik olarak üretilmiş bal ve polen veya organik biçimde üretilen şeker şurubu veya organik şeker melası kullanılır. Yapılan beslenme ile ilgili kovan siciline,kullanılan ürünün tipi,tarihi,,miktarı ve besleme yapılan kovan numaraları kaydedilmelidir.

Arılarda beslenme zamanı son ürün hasadı ,beslenme(organik bal ve polen )beslenme bitiş,15 gün ve nektar akımı

Şeker,pekmez,süt,melas,glikoz ve diğer konvansiyonel maddeler kesinlikle kullanılmaz.

Organik bal ile hazırlanan şuruba takviye amacı ile herhangi bir katkı maddesi ilave edilmemelidir.

Organik arıcılıkta kullanılan kovan ve temel petek kovanlar çevreye ve arıcılık ürünlerine risk getirmeyen doğal malzemelerden yapılmalıdır.

Kovanlarda kimyasal boya yerine;

· Propolis

· Balmumu

· Bitki yağları

Gibi doğal ürünler kullanılmalıdır.

Kovana verilecek yeni petekli çerçeve için temel petek organik üretim yapan birimlerden sağlanmalıdır. Kabartılmış petekleri güve zararlısından korumuk için naftalin gibi maddeler kullanılamaz

Hastalıkların önlenmesi için;

  • Dayanıklı ırk ve hatlar seçilmeli
  • Ana arılar düzemli olarak yenilenmeli
  • Arı sağlığı için kovanlar sistematik olarak denetlenmeli
  • Kovanlardaki erkek yavrular kontrol edilmeli
  • Arılıklarda kullanılan malzemeler düzenli olarak organik yöntemlerle dezenfekte edilmeli
  • Kirlenmiş maddeler veya kaynaklar zararsız bir şekilde imha edilmelidir
  • Balmumu düzenli olarak yenilenmeli ve kovanlarda yeterli miktarda polen ve bal bırakılmalıdır.

Koruyucu önlemlere rağmen koloniler hastalanır ve zarar görürse,derhal tedaviye alınmalı ve gerekirse koloniler ayrı alanlarda izole edilmelidir.

Tedaviye alınan kolonilere geçiş süresi uygulanır veya organik petekli çerçevelere aktarılır.

Önleyici tedbir olarak kimyasal bileşimli ilaçlar kullanılamaz. Sağlık ve temizlik maddesi kimyasal maddeler kullanılamaz.

Varrora jacobsoni zararlısının mücadelesinde organik kökenli;

  • Formik asit,laktik asit,asetik asit,oksaik asit,mentol,timol,okaliptol veya kofur kullanılabilir.

Biyolojik yöntem olarak erkek arı gözlü çerçeveler kullanılabilir. Yönetmelik bu amaçla erkek arı gözlü peteklerin imha edilmesine izin vermektedir.

Isıtma yöntemi uygulanabilir. Bu sistemde kovan 45ْC’de 5 dk. Isıtılır. Kovan altına dökülen varroralar toplanarak imha edilir.

Kovanların dezenfeksiyonu pürmüz ile yakılarak yapılır.

Diğer arıcılık malzemeleri kaynar suyla ve diğer yöntemlerle dezenfekte edilir.

Arıcılıkta kullanılan ekipmanın ve kovanın temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi amacıyla;

  • Potasyum ve sodyum sabunu,
  • Su ve buhar,
  • Kireç kaymağı,
  • Kireç,
  • Sönmüş kireç,
  • Sodyum hipoklorit,
  • Kostik soda,
  • Kostik potas,
  • Oksijenli su,
  • Doğal bitki özleri,
  • Sitrik,
  • Parasitrik asit,
  • Formik,
  • Laktik,
  • Oksaik ve asetik asit,
  • Alkol,
  • Formol ve sodyum karbonat kullanılabilir.

ORGANİK ARICILIKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Arı nakilleri,stressiz ve kısa zamanda gerçekleştirecek zamanda olmalıdır.

Organik bal üretiminde yavrulu çerçeveden bal sağımı yapılamaz.

İyonize arı ürünleri organik olarak değerlendirilmez.

Organik tarım metoduyla üretilen arı ve arı ürünleri ambalajlanırken organik ürn niteliğinin bozulmamasına dikkat edilmelidir.

Ambalajlanırken;

Cam , tahtadan üretilmiş malzemeler özel üretilmiş uygun organik kaplama maddelerinden yapılmalıdır.

Organik arı ürünlerinin ambalajlanma esnasında,ürünün organik niteliğini koruyacak bütün hijyenik tedbirler alınmalıdır.

Organik arı ürünleri konvansiyonel arı ürünlerinden ayrı bir yerde depolanır. Organik ürünler depo edilirken herhangi bir kimyasal ilaç kullanılmamalıdır.

Organik arı ürünleri,karayolları kenarında bekletilemez ve satılamaz.

SONUÇ;

Ülkemizin geniş mera alanları ve akasya,kestane,ıhlamur gibi nektarlı çiçek açan ormanlarında organik bal ve polen üretimi yapılabilir.

Organik arı üretiminde meydana gelebilecek geçici üretim kayıplarını ise, daha etkin koloni yönetim sistemleri ve yüksek ücretle Pazar bulunması ile karşılayacak yapıda olması gerekir.

 
Powered by Tags for Joomla

Derbenti Videoda İzle

4. sınıf yazılı soruları | 5. sınıf yazılı soruları | ilkokuma | ilkokuma Oyunları proje performans ödev sınıf | Antalya | börek tarifleri | MEB uzman öğretmenlik sınavı | sunu |
site ekle